Doğumundan 12 gün sonra oğluma kavuştum.
Beklemek zorunda olduğum ve beklediğime değmeyen sabırsızlık ve hasret dolu günleri geride bırakıp nihayet dün Japonya'ya vardım ve oğlumu ilk kez gördüm, kucakladım, kokladım. Hissettiklerimi tarif edebilecek kelimeler bulamıyorum. Bu yüzden denemeyeceğim. Bugüne kadar sadece resimlerini gördüğüm oğlum çok hareketli. Kolayca uyuyor ama uykuda da hareket ediyor ve sürekli ayaklarıyla örtüsünü açıveriyor. Dün gece sabah saat beşe kadar onu izlemekten uyuyamadım. Ancak anlatılanlardan bildiğim üzere bizi bekleyen daha çok uykusuz geceler olacak.
Oğlum ve ben
Böylece beşinci kez geldiğim Japonya'daki en anlamlı, en güzel ziyaretim başlamış oldu. Bugün eşimin ve bebeğin kontrolü için gittiğimiz hastanede, doktor ve hemşirelerle de tanıştım. Aylardır görmediğim yeğenlerime (eşimin kardeşlerinin çocuklarına) hediyeler verdim, birlikte oyunlar oynadık. Haftasonu da okullarındaki spor festivalini izlemeye gideceğim.
Kayınvalidem bugüne kadar tanıdığım en çalışkan insan. Yoji Yamada'nın 'Kaabe' diye enfes bir filmi vardır. O filmdeki anne, insanları hayran bırakan ve izlerken 'ben meğer şimdiye kadar hiç çalışmamışım' dedirten bir kadındı. İşte ben kayınvalidemi o filmdeki kadına benzetiyorum. Kendisinden çok diğer herkes için çabalayan böyle bir insan az bulunur. Eşime bu fikrimi söylediğimde ise kendisinden "Japonya'da herkes böyle" yorumunu alıyorum. Gene de ben halen kayınvaldemin özel olduğunu düşünüyorum. Annemi de yabana atacak değilim ama annemin başında sadece ben ve babam vardık, kayınvalidemin başında ise büyüttüğü üç çocuk ve benimkiyle beraber 5 torun var.
İşte bu kadınla, bugün belki 30 senedir yapmadığım bir şey yapıp bezelye ayıklamasına yardım ettim. Çocukken anneme de yardım ederdim çünkü benim için o da bir oyundu. Daha sonraki senelerde ise hep ayıklanmış şekliyle satılır oldu. Neyseki o zamandan bugüne pek de hamlamamışım. Hemen hemen tüm sebzeleri olduğu gibi bahçede kendisinin yetiştirdiği yeşil ve kırmızı bezelyeleri ayrı ayrı ayıkladık.
Bezelye ayıklarken
Şimdi de gece mesaime başlayıp tekrar oğlumu izlemeye koyulacağım(Japonya Türkiye'den 6 saat ileride). Bebeğin doğumuyla birlikte ve benim gelmemden önce günde sadece 1-2 saat uyumuş olduğunu söyleyen eşim dün gece ilk kez benim yardımımla biraz daha fazla uyuyabilmişti. İşte şimdi tekrar onun biraz daha fazla uyuyabilmesi için izlemeye doyamadığım oğlumun yanına gidiyorum.
23 Mayıs 2012 Çarşamba
10 Mayıs 2012 Perşembe
BABA OLDUM
Oğlum Eren'im 10 Mayıs 2012 günü yani bugün dünyaya geldi.
Baba oldum..
Daha başka ne diyebilirim ki..
En kötüsü eşimin, oğlumun yanında olamamak,
Görememek, kokusunu duyamamak, dokunamamak,
Kulağına fısıldayamamak, sesini işitememek.
En kötüsü burada kaldığıma değecek mi değmeyecek mi bilememek.
En iyisi
Baba olmak.
Hoşgeldin oğlum.
Baba oldum..
Daha başka ne diyebilirim ki..
En kötüsü eşimin, oğlumun yanında olamamak,
Görememek, kokusunu duyamamak, dokunamamak,
Kulağına fısıldayamamak, sesini işitememek.
En kötüsü burada kaldığıma değecek mi değmeyecek mi bilememek.
En iyisi
Baba olmak.
Hoşgeldin oğlum.
26 Nisan 2012 Perşembe
Volkan Konak'a Amerikancılık Yakıştırması
Bazı gazeteler web sayfalarında kendilerine tıklatmak için ne yapacaklarını şaşırdılar. Şu aşağıdaki haber epey sinir bozucuydu, yazayım dedim.
Haber başlığının altındaki yazı şöyle:
"Karadenizli şarkıcı Volkan Konak bir dönem Amerika karşıtı söylem ve duruşunu çoktan geride bıraktı." (link)
Sebep ne?
Amerikan arabası almış.
Buyur bakalım.
Adam daha evvel Amerikan sermayesi almam diye malum kola reklamında oynamadı ya onunla ilişkilendirip millete kendilerini tıklatacaklar. Nitekim her tıktan para kazanıyorlar.
Yahu bu iki haberin ilişkilendirmesinden çıkacak sonuç şu olmaz mı meselâ:
Volkan Konak'a Amerikalılar gelmişler, al sana para verelim kolamızın reklamını yap demişler.
Adam da yok kalsın, alın ben size para vereyim de üstünüze bineyim demiş.
!
Niye böyle düşünülmüyor?
Bu anlatım da gayet magazinel!
Ama bu o kadar tıklanmaz.
Tabi bir de memlekete 'Trump Tower' diken Amerikancılar'dan takdir toplayamazlar.
Kaldı ki, bir arabanın yarısı zaten vergi. Yani kendine bir araba alıyorsun, kullanmak için bir tanede devlete alıyorsun. Vergi olmayan ücretin bir kısmı aracı firmaya, satış yapana, taşımacıya, dağıtımcıya vs. gidiyor. Geriye kalan üreticiye gidiyor.
Bunu haber yap.
Yemez.
Son zamanlarda memlekette sanata ve sanatçıya olan düşmanlık, hedef göstermeler çok arttı. Hele bu sanatçılar bir de iktidar yanlısı veya Amerikancı değilse vay hallerine. Basın da üzerlerine çullanıveriyor. Hele son günlerde gündemde olan Fazıl Say gibi bu ülkenin en önemli değerlerinden birinin içine düşürüldüğü durum akla, mantığa sığacak gibi değil.
Atatürk'ün altını çizdiği hayat damarlarımızdan birini kendi ellerimizle kopartıyoruz. Bakalım sonu nereye varacak.
Ben güneyli olarak Kuzey'in Oğlu'nu destekliyorum kardeşim.
Haber başlığının altındaki yazı şöyle:
"Karadenizli şarkıcı Volkan Konak bir dönem Amerika karşıtı söylem ve duruşunu çoktan geride bıraktı." (link)
Sebep ne?
Amerikan arabası almış.
Buyur bakalım.
Adam daha evvel Amerikan sermayesi almam diye malum kola reklamında oynamadı ya onunla ilişkilendirip millete kendilerini tıklatacaklar. Nitekim her tıktan para kazanıyorlar.
Yahu bu iki haberin ilişkilendirmesinden çıkacak sonuç şu olmaz mı meselâ:
Volkan Konak'a Amerikalılar gelmişler, al sana para verelim kolamızın reklamını yap demişler.
Adam da yok kalsın, alın ben size para vereyim de üstünüze bineyim demiş.
!
Niye böyle düşünülmüyor?
Bu anlatım da gayet magazinel!
Ama bu o kadar tıklanmaz.
Tabi bir de memlekete 'Trump Tower' diken Amerikancılar'dan takdir toplayamazlar.
Kaldı ki, bir arabanın yarısı zaten vergi. Yani kendine bir araba alıyorsun, kullanmak için bir tanede devlete alıyorsun. Vergi olmayan ücretin bir kısmı aracı firmaya, satış yapana, taşımacıya, dağıtımcıya vs. gidiyor. Geriye kalan üreticiye gidiyor.
Bunu haber yap.
Yemez.
Son zamanlarda memlekette sanata ve sanatçıya olan düşmanlık, hedef göstermeler çok arttı. Hele bu sanatçılar bir de iktidar yanlısı veya Amerikancı değilse vay hallerine. Basın da üzerlerine çullanıveriyor. Hele son günlerde gündemde olan Fazıl Say gibi bu ülkenin en önemli değerlerinden birinin içine düşürüldüğü durum akla, mantığa sığacak gibi değil.
Atatürk'ün altını çizdiği hayat damarlarımızdan birini kendi ellerimizle kopartıyoruz. Bakalım sonu nereye varacak.
Ben güneyli olarak Kuzey'in Oğlu'nu destekliyorum kardeşim.
19 Nisan 2012 Perşembe
Fırtına Sonrası Bahar
Göztepe Parkı, sahil, Bağdat Caddesi. Bugünün yürüyüş güzergahı böyleydi.
Bugün havanın açacağını tahmin etmiyordum ama özellikle öğleden sonra gün harika bir hal aldı. Fotoğraf makinemi kaptığım gibi kendimi dışarı attım. Göztepe Parkı'nda, fırtınadan kendini kurtarabilmiş olan lalelerin resimlerini çektim.



Fırtına demişken, dünkü fırtına inanılmazdı. Memleketin birçok yerinden şimdiye kadar duyulmadık haberler geldi. İstanbul'da köprü trafiğe kapanmış, Konya'da kum fırtınası çıkmış, çatılar uçmuş, ölenler, yaralananlar... Bunun bir benzerini görmedim desem yalan olur zira geçen sene Japonya'da tayfuna yakalanıp 2 gün eve hapsolmuştuk. Evin içinde artık o kadar sıkılmıştım ki ikinci gün, eşimi dinlemeyip sokağa çıkmıştım. Yürürken etrafta gördüğüm kırık şemsiyeler çok iglinç bir görüntü oluşturmuştu.
Velhasıl, bu hafta bitti bitiyor. Ama gelecek hafta benim için çok önemli. Hayırlısı bakalım.
Bugün havanın açacağını tahmin etmiyordum ama özellikle öğleden sonra gün harika bir hal aldı. Fotoğraf makinemi kaptığım gibi kendimi dışarı attım. Göztepe Parkı'nda, fırtınadan kendini kurtarabilmiş olan lalelerin resimlerini çektim.
Fırtına demişken, dünkü fırtına inanılmazdı. Memleketin birçok yerinden şimdiye kadar duyulmadık haberler geldi. İstanbul'da köprü trafiğe kapanmış, Konya'da kum fırtınası çıkmış, çatılar uçmuş, ölenler, yaralananlar... Bunun bir benzerini görmedim desem yalan olur zira geçen sene Japonya'da tayfuna yakalanıp 2 gün eve hapsolmuştuk. Evin içinde artık o kadar sıkılmıştım ki ikinci gün, eşimi dinlemeyip sokağa çıkmıştım. Yürürken etrafta gördüğüm kırık şemsiyeler çok iglinç bir görüntü oluşturmuştu.
Velhasıl, bu hafta bitti bitiyor. Ama gelecek hafta benim için çok önemli. Hayırlısı bakalım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)