11 Mart 2012 Pazar

Fukuşima ve Eşimin Duyguları

Kendisi de bir Japon olan ve şu an Japonya'da bulunan eşimin bana bugün, Fukushima Felaketi'nin yıldönümünde tanık olduklarını ve hislerini dile getirdiği satırların bir kısmını paylaşma ihtiyacı duydum. Ne de olsa bir olayı en iyi yaşayan bilir. Kendi Türkçesiyle, hiç bir ekleme, düzeltme yapmadan aktarıyorum:

"Bugün 11 mart, o büyük depremden tam bir sene oldu. Gün boyunca televizyonda bu deprem hakkında gösteriyordu. Kuzey Japonya'da durumu hala çok kötü, yeni şehir yapmak için plan bile yapamıyorlarmış. 15854 kişi ölmüş, 3155 kişi hala kayıp. Öğleden sonra Tokyo'da büyük tören vardı, deprem olduğu saat 14:46ta dua ettik.
Ben de çok üzgünüm, ama bir öğrencinin söylediklerinden duygulandım, o herkese çok moral verdi. 'Felaket verdi diye tanrıdan nefret etmeyelim, ölenler için de biz yaşamalıyız, tanrının verdiği çileyi çıkaralım, yapamayacağız işi tanrı vermez' bunun gibi şey söyledi.
...Ben burada kuzey Japonya'daki insanlar için hiç bir şey yapamıyorum, ama onlar için hep dua ediyorum, çok seven kişiyi ve kendi şehrini kaybetmek ne kadar zor...ama onlar da bir gün mutlaka tekrar gülmeye başlayabileceğine inanıyorum. Ailesini ya da çok seven kişiyi kaybeden bazılar dayanamadan intihar ediyorlar, onlar 'ölen kişiler için sadece ben yaşamaya devam edemem' diyorlarmış, çok yalnız hissetmiştir...ama sadece yaşayabilmek ne kadar güzel, özel şeyler hiç gerek yok, yaşayabilirsek yeter.
Bugün onlar için çok şey düşündüm. Moralim bozulmak üzereydi. Belki Japonya'daki herkes aynı gibi olmuştur. Ama kalan Japon olarak ben de güzel yaşamaya devam etmeye çalışacağım. Hukushima'daki arkadaşlarımı da unutamıyorum ama geleceğimize bakıp güzel yaşamaya çalışacağım."


Bu saf, temiz duygulara katılmamak mümkün değil. Benim de dualarım onlarla birlikte.

*

Gelişmiş toplumlar teker teker, planlarıyla birlikte nükleer enerjiden vazgeçtiklerini açıkladılar. Almanya, Japonya bu ülkelerin başında geliyor. Bu felâketlerin yaşanmış olmaması herkesin dileğiydi elbette. Ama yaşanandan ders almak da bir o kadar önemli.

Rant peşinde koşan, dünya mallarını artırma sevdasıyla yanıp tutuşan siyasetçilerin, iş adamlarının cenneti haline gelmiş olan Türkiye ise nükleer enerjiye geçeceğini açıkladı. Bu bağlamda Türkiye'yi gelişmiş ya da gelişmekte olan bir ülke olarak nitelemek doğru olamaz. Hatta Atatürk'ün "Yerinde saymak, geride kalmaktır" sözleriyle belirttiği yerinde sayan konumda bir ülke olmaktan bile çıktık. Çünkü dünyanın terkettiğini biz kabul ediyoruz, dolayısıyla da hızla geriye gidiyoruz.

Bugün kabul edilen 4+4+4 eğitim sistemi de çocuklarımızın geleceği, yani toplumun geleceği ile ilgili kaygılarımızı fazlasıyla artırdı.
Bir Kızılderili atasözünü hatırlatmadan edemeyeceğim:
"Biz Dünya'yı atalarımızdan miras almadık; çocuklarımızdan ödünç aldık."

7 Mart 2012 Çarşamba

Emanet Dolandırıcılığı

Bu yöntemi yeni duydum. Paylaşayım dedim ki siz de ben de yemeyelim.

Aile dostumuz bir hanımın dün başına gelmiş. Yaşlı kadıncağızın kapısı çalınmış. Elinde bir paketle bir adam.

-"Hanımefendi, ben üst katınızdaki Nezahat hanıma geldim ama evde yok. Onun siparişini size bıraksam, sonra kednisine verseniz olur mu?"
-"Olur tabii. Şuraya koy. Ne var pakette?"
-"Tereyağı, yumurta, bal var efendim. Yalnız parasını almam lazım. Siz Nezahat hanımdan sonra alsanız olmaz mı?"
-"E yok. Sonra gelirsin Nezahat evdeyken."
-"Efendim, taşıtmayın tekrar bana bunu. Çok uzak yerden geliyorum."
-"Tamam, ne kadar?"
-"67 lira."

Kadıncağız adama 100 lira vermiş. Adam da bozup gelmek üzere izin istemiş. Gidiş o gidiş. Kadın bakmış ki gelen giden yok, açmış paketi bakmış ki sadece yumurta var. Sonra üst kata çıkmış, bakmış ki Nezahat hanım da evinde oturuyor.

Bizim insanımız çalmaya, dolandırmaya çalıştırdığı kafasını üretmeye verse keşke.

29 Şubat 2012 Çarşamba

Selam Veren Çiçeğim, Bambu Orkidem

'Selam veren çiçek'...
2 sene önce Japonya'dan tohumunu alıp saksıda yetiştirmeye başladığım çiçeğin adının Türkçe tercümesi.

Japonca 'Ojigisou'.

Bir sene aradan sonra tekrar çiçek açtı. Hemen resmini çektim, zira çiçek sadece bir gün dalında kalıyor. Açmak üzere olan 6 tane daha tomurcuk var.

Bitkinin yapraklarına dokunduğunuz zaman yapraklar hemen kendini kapatıyor ve yaprakları taşıyan o dal kendini aşağıya eğiyor. Çiçek ismini bu özelliğinden alıyor, zira eğilerek selam verme şekli Japonlar'a ait.

Selam Veren Çiçeğimiz. Şu güzelliğe bakar mısınız..

*

Diğer taraftan geçen kış aldığımız 'bambu orkide'min bir dalından daha 'keiki'(yeni orkide filizi) çıkmaya başladı. Haftalar önce bir tanesini farkedip, neler yapmam gerektiğini internette araştırmıştım. Karşıma Pınar hanımın blogu çıktı. Kendisiyle mesajlaşıp bilgi aldım ve bu sayede yeni filizi başka bir saksıya taşıdım. Gayet güzel bir şekilde büyümeye devam ediyor ve ben çiçek verme zamanını sabırsızlıkla bekliyorum. Bu sayede yardımını aldığım Pınar hanıma bir kez daha teşekkür ediyorum. Kendisinin blog sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Bambu Orkidemiz, yeni filizimiz (keiki) sağdaki resimde

*

Malum eşim 2 haftadır Japonya'da ve çiçeklerle ilgilenme işi bana kaldı. Bu heyecanlı bekleyiş ve zorunlu hasret sürecinin güzel sonuçlanmasını gönülden istiyorum. Kafamda dolaşan binlerce düşüncenin verdiği stresi bu güzel çiçeklerle uğraşmak biraz olsun hafifletiyor.

16 Şubat 2012 Perşembe

Şike-mbe

Çocukluğumda anlamını öğrendiğim ‘şike’ kelimesi hep futbol ile ilişkilendirilmişti. Şike denince akla futbol gelirdi. Gel gör ki geçen senenin lig bitimine kadar şikeden ceza yemiş ne klüp gördüm ne kişi. Ama öyle maçlar seyrettim, öyle sezonlar izledim ki şikesiz olmasına ihtimal vermiyorum. Ancak o kadar dokunulamıyordu ki, Süleyman Seba gibi dürüst, ahlaklı bir başkan, ellerinden alınan şampiyoluktan sonra ancak “şerefli ikincilik” diyebiliyordu. Kendisine bir kez daha saygılarımı sunuyorum. Hele hele bugün klubü kendisine borçlandırıp, rakip klube ‘bizim’ ifadesi kullanabilen bir başkanın varlığında Seba’nın değeri daha da arttı.

Final maçında kornere penaltı çalıp takıma kupa kazandıran hakem gördük.
*
Bugün Arif denince akıllara 96-97 sezonu gelir.
*
El var diye iptal ettiği golü ofsayt yokmuş diye veren hakem bugün hâlâ hakemlik yapıyor.
*
Hakemin teki açık ara lider takıma 6 kırmızı kart verip alaşağı ediyor. Hem o sezon hem sonraki sezon rakip şampiyon oluyor.
*
Bir oyuncu hakemin suratına tükürdü, sarı kart yedi, ikinci sarı olduğu için atıldı, hakemin üstüne saldırdı, arkadaşları güç bela tuttu, soyunma odasına giderken de tribündeki federasyon başkanına hakemi şikayet etti.
*
Daha geçen sezon rakip futbolcunun üstünde tepinen futbolcuya korkudan ancak sarı kart verebildiler.
*
Lider takımla oynayacak takımın en golcü, en formda oyuncusu bir bakmışsın maç günü sakatım diyor, oynamıyor, maçı kaybediyorlar, takım arkadaşlarına TVde sorulunca “e var bir şey” diyorlar. Sezon bitiyor o lider şampiyon oluyor, sakat olan o futbolcu da şampiyon takıma transfer oluyor.
*
Yersen daha neler var.

Ama gel gör ki bu ‘şike’ ancak geçen sene ortaya çıkarıldı. Geçen sene ligler bittikten sonra kıyamet koptu. Elden giden cumhuriyet değerlerini savunmak dururken, adı şikeye karışmışları savunanlar sokaklara döküldü. Ne de olsa onlar kendilerini de ayrı bir “cumhuriyet” olarak adlandırıyorlar. Bir klüp başkanı tutuklu, gazetelerde boy boy telefon konuşmaları yayınlandı ki akıllara zarar. Daha yalanlayan olmadı. Hâlâ bu adamı savunup lehinde gösteriler yapıyorlar. Tabi bu işler bunca zaman yoktu da şimdi mi var demek lazım. Niye bu kadar zamandır dokunan olmadı da şimdi dokunuldu demek lazım.
Dikkatler neden yön değiştirildi...

Ama sanırım artık sular durulmak üzere. Zira artık tutuklu klüp başkanı ile aynı klube mensup federasyon başkanı atışmalara başladı. Biri diyor ki, benim idealim klübe başkan olmak. Öbürü diyor ki, senden olmaz ben varım. Yahu daha düne kadar küme düşürüleceği söylenen bir klüpte bunlar olur mu? Dahası da var, Fransa’nın gol kralını milyonlarca paraya transfer ettiler. Fransa’da gol kralı olmuş, millî forma giyen, milyonlarca değeri olan, hedefleri olan bir futbolcu, küme düşürülecek takıma gider mi? Demek ki küme düşürülmeme sözü çoktan verilmiş, işin içinde başka işler var.

Bu işlerin üstü zamanı gelince örtülecek ama bakalım nasıl örtülecek. Tahminimce bunlar suçsuz bulunacak. Özür dilenecek, tazminatlar verilecek, üstüne biraz daha kupa hediyeleri falan.. Ya da genel seçimlerden kısa bir süre önce aklanıp, oy sömürüsü yapılacak. Bekleyelim görelim. Ama ben esas olarak tüm dikkatler bu yöne çevirilmişken memlekette neler elden gitmiş olacak onu merak ediyorum. Bir de bakmışsın takım kurtulmuş ama futbol oynanacak memleket kalmamış.

Hayırlısı.