30 Mayıs 2011 Pazartesi

Vantilatör

Şu günlerde Japonya'da, özellikle de Tokyo'nun elektronik ve bilgisayar cenneti Akihabara semtinde en çok satılan bilgisayar ürünü USB girişli vantilatörmüş.

Bilindiği gibi Japonya büyük bir deprem felaketi yaşadı. Bu felakette ülkenin en büyük enerji kaynaklarından biri olan Fukuşima'daki nükleer enerji tesisi kullanılamaz duruma geldi. Bu sebeple Japonya genelinde bir elektrik sıkıntısı söz konusu.

Malum yaz geliyor; hatta geldi. Japonya yaz aylarında çok sıcak ve nemli olur. İnsanlar evlerinde gün boyu klimalarını çalıştırırlar.

Ama, dedik ya, şimdi ortada bir elektrik sorunu var. İnsanlar bu yüzden az elektrik kullanmaya çalışıyorlar ki enerji rezervleri israf olmasın; asıl ihtiyaç duyulan yerlerde, ihtiyaç duyan kişilerce kullanılsın.

Gelgelelim şu çok satılan USB girişli vantilatörün ne diye çok satıldığına:

İnsanlar enerjiyi idareli kullanabilmek için evlerinde ve iş yerlerinde zaten kullanmak durumunda oldukları bilgisayarların tükettiği enerjinin yanında bir de klima için elektrik harcamayalım diye yazın sıcağında mümkün olduğu kadar klima kullanmayıp o küçük vantilatörle serinlemeye çalışmayı hedefliyorlarmış da o yüzden.

Milli bilinç, saygı başka şey.

23 Mayıs 2011 Pazartesi

Serbest

Serbest kelimesi aslen Türkçe değildir. Asıl anlamı da Farsça'da 'baş' anlamına gelen 'ser' kelimesi ile 'bağlı' anlamındaki 'best' kelimelerinin birleşiminden oluşan birleşik bir kelimedir.

Yani 'serbest' kelimesinin gerçek anlamı 'başı bağlı'dır.

Dolayısıyla..
Serbest piyasa başı bağlı piyasa,
Serbest bölge başı bağlı bölge,
Serbest atış başı bağlı atış,
Serbest yüzme başı bağlı yüzme,
Serbest meslek başı bağlı meslek demek oluyor aslında.

Bir de Arapça'dan gelme tesettür kelimesi var. Kelime anlamı: zorla, baskı ile kapanma ve kapatma oluyor.

Yani tesettürün serbest olması için yaygara yapanlar sanıldığı gibi kıyafet özgürlüğü istemiyorlar. Baskı ile baş kapatmanın olağan kabul edilmesini istiyorlar.

6 Aralık 2010 Pazartesi

Glenlivet 18

Elimde güzel bir viski var.
Glenlivet 18.
Yani 18 sene önce fıçılanmış, 18 sene boyunca meşe fıçılarda yıllandırılmış bir içki.
18 sene öncesinin arpası, suyu.

18 sene önce ben 17 yaşındaydım.
Sene 1992.
Üniversite sınavlarına hazırlanıyordum.
Hiç bitmez zannedip de lanet okuduğum yıllar geçti.
Şimdi o mücadele dolu yıllara bakıyorum da hiç bitmeseler daha iyiymiş.
Hala mücadele ediyorum ama savaş farklı.

Babam hayattaydı 18 sene önce.
Amcam hayattaydı.
Dahası.. Üç dayım da hayattaydı.
Annemin iki sene içinde yitip giden kardeşleri.
18 sene önce bana bugünkü halimi anlatsalardı inanmazdım.
Halimden de gayet memnun sayılırım.

18 sene öncesinden bugüne benim için saklanmış bu içkiyi yudumluyorum.
18 sene öncesinin anılarını tekrar hissederek.
Viskiyi biraz da bunun için seviyorum.

10 Kasım 2010 Çarşamba

Gül'e Kraliçe Ödülü......

Gül'e verilen ödül, ismi doğal olarak farklı açıklansa da, İngiltere'ye (Batı'ya) hizmet ödülüdür.
Bir laf vardır: "bayram değil seyran değil amcam beni niye öptü?"

Ankara TED koleji Atatürk tarafından kurulan, ilk adı Türk Maarif Cemiyeti olan, tamamen Türkçe eğitim veren bir kurumdu. Browning isimli bir İngiliz ajanın çalışmalarıyla 1950lerde İngilizce eğitime geçti. Atatürk'ün en çok önem verdiği alanlardan biri olan Türkçe eğtimin yıkılmasının temelini atan bu çalışmadan dolayı Browning İngiltere kraliçesi tarafından ödül aldı. Ne de olsa İngiltere'ye ve batı dünyasına büyük bir hizmette bulunmuştu.

Dün de aynı kraliçe Gül'e ödül verdi. Tıpkı Browning gibi o da Türkiye'yi Atatürk'ün ilkelerinden uzaklaştırdığı, görevi süresince batıya daha da bağımlı, batıya daha çok hizmet eden bir yönetim gösterdiği için olsa gerek.

Batılı amcalar böyle hayırlı yeğenleri daha çoook öpecekler.