23 Mayıs 2011 Pazartesi

Serbest

Serbest kelimesi aslen Türkçe değildir. Asıl anlamı da Farsça'da 'baş' anlamına gelen 'ser' kelimesi ile 'bağlı' anlamındaki 'best' kelimelerinin birleşiminden oluşan birleşik bir kelimedir.

Yani 'serbest' kelimesinin gerçek anlamı 'başı bağlı'dır.

Dolayısıyla..
Serbest piyasa başı bağlı piyasa,
Serbest bölge başı bağlı bölge,
Serbest atış başı bağlı atış,
Serbest yüzme başı bağlı yüzme,
Serbest meslek başı bağlı meslek demek oluyor aslında.

Bir de Arapça'dan gelme tesettür kelimesi var. Kelime anlamı: zorla, baskı ile kapanma ve kapatma oluyor.

Yani tesettürün serbest olması için yaygara yapanlar sanıldığı gibi kıyafet özgürlüğü istemiyorlar. Baskı ile baş kapatmanın olağan kabul edilmesini istiyorlar.

6 Aralık 2010 Pazartesi

Glenlivet 18

Elimde güzel bir viski var.
Glenlivet 18.
Yani 18 sene önce fıçılanmış, 18 sene boyunca meşe fıçılarda yıllandırılmış bir içki.
18 sene öncesinin arpası, suyu.

18 sene önce ben 17 yaşındaydım.
Sene 1992.
Üniversite sınavlarına hazırlanıyordum.
Hiç bitmez zannedip de lanet okuduğum yıllar geçti.
Şimdi o mücadele dolu yıllara bakıyorum da hiç bitmeseler daha iyiymiş.
Hala mücadele ediyorum ama savaş farklı.

Babam hayattaydı 18 sene önce.
Amcam hayattaydı.
Dahası.. Üç dayım da hayattaydı.
Annemin iki sene içinde yitip giden kardeşleri.
18 sene önce bana bugünkü halimi anlatsalardı inanmazdım.
Halimden de gayet memnun sayılırım.

18 sene öncesinden bugüne benim için saklanmış bu içkiyi yudumluyorum.
18 sene öncesinin anılarını tekrar hissederek.
Viskiyi biraz da bunun için seviyorum.

10 Kasım 2010 Çarşamba

Gül'e Kraliçe Ödülü......

Gül'e verilen ödül, ismi doğal olarak farklı açıklansa da, İngiltere'ye (Batı'ya) hizmet ödülüdür.
Bir laf vardır: "bayram değil seyran değil amcam beni niye öptü?"

Ankara TED koleji Atatürk tarafından kurulan, ilk adı Türk Maarif Cemiyeti olan, tamamen Türkçe eğitim veren bir kurumdu. Browning isimli bir İngiliz ajanın çalışmalarıyla 1950lerde İngilizce eğitime geçti. Atatürk'ün en çok önem verdiği alanlardan biri olan Türkçe eğtimin yıkılmasının temelini atan bu çalışmadan dolayı Browning İngiltere kraliçesi tarafından ödül aldı. Ne de olsa İngiltere'ye ve batı dünyasına büyük bir hizmette bulunmuştu.

Dün de aynı kraliçe Gül'e ödül verdi. Tıpkı Browning gibi o da Türkiye'yi Atatürk'ün ilkelerinden uzaklaştırdığı, görevi süresince batıya daha da bağımlı, batıya daha çok hizmet eden bir yönetim gösterdiği için olsa gerek.

Batılı amcalar böyle hayırlı yeğenleri daha çoook öpecekler.

16 Ekim 2010 Cumartesi

16.10.2010

Birisi bana kötü veya hoşuma gitmeyen bir şey yaptığı zaman tutup da ona karşılık vermeye çalışmam. Veya başına kötü bir şey gelsin diye dualar etmem.

Birisi için iyi bir şey yaptığım zaman da ondan bir karşılıki hatta bir teşekkür beklemem. Yaptığım iyiliğin sevabı bana yeter.

Ama nankörlük başka bir şeydir. Nankörlükten kastım iyiliğe iyilikle karşılık vermemek veya teşekkür etmemek değildir.

Karşındaki insan için önemli bir buluşma vardır ve sen hasta olduğun bu buluşmaya katılamayabilirsin. Eğer o insan senin kardeşin, annen, baban, karın ya da kocansa o kişi bu buluşmadan kendisini alıkoyabilir. Ve ertesi gün artık hasta olmadığını söyleyip de o kişiyi kendi istediğin bir yere götürmeye kalkarsan olmaz. Sadece bir araçla gidilebilecek bir yere hastayım diye gitmeyip de ertesi günü 3 araç değiştirerek gidilecek yere iyileştim diye gitmeye kalkmak olmaz. Bu nasıl hasta olmak diye sorarlar. O kişi katılamadığı bu buluşma için birilerinden özür dilemek zorundaysa ve sen gitmezsen kimseden özür dilemek zorunda olmadığın bir yer için birden bire iyileşiyorsan bu nasıl hasta olmak diye sorarlar.

İnsan kendine nasıl davranılmasını istiyorsan karşısındakine de öyle davranmalı. Anlayış göstermeyi bilmeli.